25 Kasım 2011 Cuma

Afiş Aşifteliği

  
                                                             Merhaba at kafası ;

Biraz gündemi takip edelim. Bu kez de ardı arkası gelmeyen, medya ve basın ucuzlamasının en son örneklerinden bahsedicem. Başlıkta şahit olduğunuz gibi, şu an üzerinde duracağım konu 'Afiş Aşifteliği'. Ne demek mi istiyorum ? Artık, kaldırım kenarlarında ki sokak direklerinde, belediye duraklarında, yarısı soyulmuş vaziyette olan o gereksiz olarak nitelendirdiğimiz, aslında günümüz marka temsili ve aksedilmesi konusunda ki en büyük destekçisi, afişlerden bahsediyorum. Hatırlıyorum, 90'ların sonunda ki afişler o kadar sıradan ve soluk bir kuşekağıt üzerine basılmasına rağmen inanılmaz bir gerçekçiliğe ve samimiyete sahipti. Afişte, insanlara yansıtılan her ne ise, sahip olunabilme ihtimali de bir o kadar kuvvetliydi. Ancak, günümüz üzerinde ki reklam ve afişler için aynı açıklamayı yapamayacağım. Çünkü o kağıt parçaları afişten ziyade, imkansızın ve olandışılığın bir göstergesidir tam olarak.

Ve gelelim konumuzun anlam ve önemini en iyi yansıtan olayımıza. Uluslararası işleri ile kendini kanıtlamış ve ürünlerinin kalitesi ile birçok insanı bağımlısı yapmış olan 'United Colors of Benetton'dan bahsediyorum. Marka, sıradanlıktan kurtulmak mı, dikkat çekmek mi yada ticari kaygılar içerisinde mi pek fikir yürütemiyorum ancak yeni sezonun taze afişi ortalığın ağzına sıçacak cinsten.

Marka yeni sezon afişinde, ''Papa'yı İmam ile Öpüştürdü''. Elbette ki montaj yöntemi eşliğinde. Bu yetmiyormuş gibi, Papa'yı Mısırlı bir imamı, Obama'yı da Çin Devlet Başkanı Hu Jintao'yu dudağından öpüyormuş gibi gösterdi. Anlaşılan şu ki, Benetton bu afiş dizisi ile Vatikan'da tansiyonları zirve yaptıracak. Çünkü, Vatikan'a sadece 100 metre uzaklıktaki St. Angelo Köprüsü'ne asılan, fotomontajla hazırlanmış kampanya afişinde, Papa 16. Benediktus, Mısır'ın El-Ezher Üniversitesi'nin camisinin imamlarından Ahmed el Tayyip'i dudağından öpüyor.

                                               Bakınız, Benetton'ın kabızlığı

                           


                           

                           

                                
  Hani derler ya : 'Paranının dini imanı olmaz' diye. Paranın dini, imanı ve ideolojisi boldur. Bunu elde etmek içinde, önde gelen markaların hammadesi, insanlık değerlerini cilalayıp tekrar önümüze koyarak yarattıkları siktiriboktan öte birşey değildir.