4 Kasım 2011 Cuma

Siktirografi

                                                    Homme Fatale Kimdir ?

Merhabalar.. Muhtemelen dışarıda karşılaşamayacağınız ancak her istediğinizde yazıları ile burun buruna gelebileceğiniz 'Homme Fatale' in kim olduğunu merak ediyorsanız sizleri uzunca bir yazı bekliyor. Gereğinden fazla uzun olacaktır yazacaklarım. Çünkü bu yazacağım, bir nevi 'otobiyografi' görevi görecektir. O yüzden iyi okuyun, sıfırı basarım.

Ben öyle yurdum insanı, halkın adamı değilimdir. Bakkala, manava, çöp atmaya giderken karşılaşacağınız kadar sıradan, bir gün televizyonu açtığınız da tüylerinizi kaldırıp, etkileneceğiniz kadar da ayrıca özellikler taşırım. Her yere kolay adapte olamam, herkes kadar herşeye açık değilimdir. Kötülükten ve beraberinde getirdiği nefretlik duyguları bedenlerine empoze edilmiş insanlara karşı tahammülüm yoktur. Mükemmelliyetçiyimdir, detaylara takılıp üzerinde durduğum işi cehenneme çevirebilirim. Ancak siktiriboktan, çokta bir önemi olmayan gelişmeler ve olaylardan da mutlu olabiliyorum zaman zaman. Huzuru sevmem, ona aşığımdır. Ruhumu dinlerim, dinletikçe yaratırım, yarattıkça güven kazanırım. Sürekli birşeyler düşünürüm, kafam aslında hep meşguldür. Uyumak, şahsımca hayattan kısa süreliğine bir kaçıştır. Yapılabilecek en sakin ve öznel seyahattir. Uyuduğum da saat kaç olursa olsun kalkarken ağır acılar çekerim. Bu yüzden geceleri o benden kaçar, sabahları ben ondan (bkz : kaçan kovalanır). Yemek yemeye aşığımdır. Genel olarak tam anlamıyla tadına varamamış olsam da, kahvaltı en sevdiğim öğündür. Öğlen yemeği gibi gereksiz bir öğün saat dilimine hiç bir zaman dahil olmam. Yemek ile bu kadar sadık bir ilişki yaşamamız beraberinde, spor yapmaya ayırdığım zamanın çıtasınıda daima yukarıda tutmuştur. Eğitim hayatım boyunca ders çalışmaktan nefret etmişimdir. Okul ders saatleri içerisinde yeterince katlandığımız öğretimin bir süre sonra eziyete dönüşmesini evde de tekrarlayarak olayı sadistleştiremem.

Dahil olduğum bütün ortam, mekan ve topluluklarda dikkat çekerim. Sıradanlığa karşı verdiğim mücadele karşısında %99 kazanan tarafın ben olmasının beraberinde getirdiği sıkıntıları yeni girdiğim ortamlardada çekerim. İnsanlar, beni gördükleri an itibari ile bütün dikkat ve ilgileri ile bana odaklanırlar. Genel olarak hepsinin bana karşı aldığı bir tavır vardır ki ; 'yargısız infaz' (ki bunu birçok insan yargısız idama kadar abartmıştır, o denli bilemez işini). Beni tanımaya çalışıp, hakkımda karar verebilmek için kafalarında ki soru işaretlerinin netlik kazanmasını benden beklemek yerine bulundukları yerden, bana yakıştırdıkları kılıfların içine beni sokmaya çalışırlar. Kendilerince başarılı olurlar ama o kılıf hep zihinlerinde, kendilerinin dahi göremediği soyut bir kavram olmaktan öteye gidemez. Çoğu insan benden kendilerine benzeyip, onlar gibi yaşamamı bekler. Çünkü yaşayamadıkları hayata ve sahip olmak isteyip olamadıkları karakterist yapılara elimden geldiğince sahip olmuşumdur. Ben ise, insanları severim. Bana zarar vereceğini hissettiğim tipleri ise tek hamleyle güzel güzel yerlere yollarım.

Yaşımın getirdiğinin 10 misli olgunluğa sahibimdir aynı zamanda. Etrafımda ki orta yaş sınırını aşmış insanlara dahi akıl verip, çektikleri sıkıntılara çözüm yolu bulacak pratik düşüncelere yaradılışımdan dolayı sahibim. Gayet azıtkan, dağıtan ve kusana kadar içen yapım olmasına karşın, bir işin sonucunu yargılayıp, zarar görüp görmeyeceğim konusunda içim rahata erdiğinde ancak işime başlayabilirim. Aksi taktirde, hiçbir güç bana sonunu bilmediğim bir işi yaptıramaz. Birini seversem tüm hayatımı adayabilirim (eminim ki birkaçınız bu yazdığımı götünüz ile okuyup, bir sevgiliye adadığımı düşünebilirsiniz. Kaderiniz bu mına koyim). Değer verdiğim ve güvenimi kazanan insanlara canım pahasına olursa da olsun her konuda yardımda bulunup, onları mutluk etmek için kendimi paralayabilirim, evet. Herşeyin bir yeri ve zamanı olduğuna inanırım. Her yerde absürd hareketlerde bulunup ; ''Merhabaağğ, ben popüler olmak için kıçını yırtan bir ergenim. Lütfen beni facebook'ta ekleyip twitter'da takip eder misin ? Öptüm say gömdüm bye'' kafasını yaşamam mesela. Sürprizlerden nefret ederim. Bilmediğim birşeyi ilk öğrendiğim de neden sevineyim ki lan ? Önce haberim olacak ki duygularıma ona göre dizginliyeyim. Her daim sıvı alabilme gibi bir özelliğim vardır. Bu günün saatleri ayırt etmeksizin, buzlu koca bir bardakta bira bile olabilir. Veyahut, bir yudum dahi olsa şarapta kabulümdür. Sonuçta bardak yarısına kadar doldurulduğunda viski, ağzına kadar doldurulduğunda bira olduğu mantığına sahip insanlarız hepimiz.

Dünyaya neden geldiğime gelirsek eğer, tek kelime ile özetleyecek olursam ; Sanat, idir yaşama sebebim. Şuna eminim ki ; tanrı, beni nefes alıp vermek dışında sanat ve getirilerine hizmet etmek içinde ayrıca yarattı. Nefes alıp, gözümü kırptığımda dahi aklımdan ve kalbimden geçen tek olay budur. Evet, tam olarak sanat için yaşıyorum. Ailem de bir nevi sanat eseridir benim için. Sonuçta hepimiz bir yaradılış olup, tanrının eşsiz eserleri değil miyiz ? Bunların dışında, Sayılarla uğraşamam, formüllerden bi bok anlamam. Olayı anlayanlara sevkederim. Asla bunları yapmam da kimse bana diretide falan bulunamaz.

İnanılmaz bir savunma mekanızmasına sahibim aynı zamanda. Öne sürdüğüm tezi insanlara kabul ettirene kadar mücadele ederim ve sonunda bunu başarırım. Pes etmekten nefret ederim, önüme çıkan engelleri bir şekilde yok ederim. Savaşmak için doğduk, mücadele etmek zorundayız elbette ki. Eğer kafamda bir fikir veya düşünce bulunuyorsa, faaliyete geçirmek için bütün kararlılığımla bunu gerçekleştirir ve sıradakine geçerim. Birçok insandan daha çok savaşırım hayat rutini içerisinde. İnsanların ilgisini bu şekilde çektiğim için de, etrafımda veya içerisinde bulunduğum insanların %75-80 kadarı benden nefret eder. Sadece nefret etmezler, beraberinde şahsımı bitirip, yok etme politikaları da dahil olur. Ancak üzülerek söylüyorum ki, hiçbir zaman başarılı olamadılar. Aksine, benzeri durumlar ile burun buruna geldiğimde, yapmam gereken hamleleri tecrübe edinmiş bulunmaktayım, hamdolsunlar. İnsan ayrımı yapmam, kim olursa olsun, ne halde olursa olsun, elimden gelen bir şey söz konusu ise çekinmeden yaparım. Ancak birşeylerimi paylaşacağım insanları özel bir ilgiyle seçerim. Hatta iki aşamalı sınava sokarım, bir de mülakattan geçerler.

Aile kavramı benim için kutsaldır. Sahip olduğum ve olabileceğim en değerli varlıklardır. Her biri için dünyayı ters çevirip, ortalığın amına koyabilirim. Bu, hayatıma girip, bir kere ciddi anlamda güvenimi kazanmış olan insancıklar içinde geçerlidir. Kendimden, düşüncelerimden, hayat tarzımdan ve tavırlarımdan hiçbir zaman taviz vermem. Mutluluk ve huzur için yaşarım. Hata yapmak hobilerim arasında başı çeker. Hata, şahsım adına bir olumsuzluk veya eksi bir durum değil, aksine, yeni bir tecrübeye kapı açan, telafi edilmesi gerekilen bir boşluktur sadece. Hata bu yani, abartmayın. Aslında bakacak olursak, insanım bende nihayetinde. Yazdıklarımı okuyunca gözünüzde canlanan profili tahmin edebiliyorum. Silin onu, keserim.

Gelelim sebebi ziyaretinizin kaynağına. Sıradan olduğum kadar sıradışı, mütevâziliğime âşık olacak kadar egoist, içip içip sızacak kadar genç, hata yapıp tecrübe edinecek kadar da olgunum. Burada sizlere yardırıp, okumanızı istememin asıl sebebi ise ; günlük hayat rutininin getirileri olan mutsuzluk, yorgunluk ve depresif gibi etkileri kısa süreliğine de olsa yok etmek. Burada beraber okuyup, okuyarak eğlenmeyi deneyeceğiz. Yazdıklarım kadar sert veya katolik değilim lan, tırsmayın benden. Bilip, bilebileceğiniz yeterlidir sanırım.

Bu arada, Homme Fatale'in sözlük anlamını merak ediyor iseniz ; ''Homme Fatale (Fransızca telaffuzu: /Hom Fatal), İlişkiye girdiği kadınlara sonunda büyük sıkıntılar yaşatan çekici ve baştan çıkarıcı erkek. Fransızca'da "felakete neden olan adam" anlamına gelir. Edebiyatta, sinemada ve güncel olayların aktarımında genelde cinsel açıdan tatmin olmaz azgın bir adam olarak tasvir edilmektedir''. Ancak cinsel anlamda bu açıklamayı taşıyan biri değilim, hemen atlamayın yani. Sex yapmayı hayat felsefesi haline getiren nesilden olmadım hiçbir zaman, olmamda beklenmesin rica edicem.

3 yorum:

  1. Nasıl bir blog olacak, merak etmekteyim aslında? Hem ilginç bilgiler edinir, birinin daha yürek sayfalarında geziniriz diyorum. Hem de biz de bir şeyler öğretiriz inşallah sana. Her kulda yaratıcının izleri görmemek bir nevi şaşı bakmaktır aslında. Bir sanatçı olma yolunda, çok şey katabilirsin kendine ve kimi hatalarını da törpüleyebilirsin. Ancak dediğin gibi bir defa düşmeden bisiklete binmeyi öğrendim diyemeyiz, hata yapmak bize mahsus. Tek isteğim unutma; herkesin sınanma şekli farklıdır ve kimse sınanmadığı günahın masumu değildir. Diyeceğim, hayırlı olsun.

    YanıtlaSil
  2. Söylenebilecek söz kalmamış zaten bana. Karşılıklı bilgi alışverişinde bulunacağımız, öğrenip öğreteceğimiz metaryellerin fazlaca olacağı,sürekli okur bir halde olacağımız güzel zamanlar geçireceğiz. Buna da inancım sonsuzdur. Aynı zamanda samimiyetine teşekkür eder, gelecek yorumlarını merakla beklemekteyim.

    YanıtlaSil